19 Ocak 2022 Çarşamba
ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE ŞAİR DOSTLARLA

Ahmet Yıldırım

ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE ŞAİR DOSTLARLA

Her 24 Kasım’da bir renkli mevsim olur yüreğim. Olur da gönül tezgahımda dokunmuş bir şiir dökülür dudaklarımdan; mesleğim bahar bahar gülümser.

“Çocuklar konuşur ne güzel Türkçe,
 Sözünde ses veren dili öğretmen.
 Çiçek çiçek, bahar bahar güldükçe,
 Yanağında açan gülü öğretmen.”

Bu hal sevgidendir. Bilirsiniz ki sevgi paylaşıldıkça çoğalır. O halde, dedim gönlüme, bu sevgi bize yetmez, kalk, dost yoluna düşelim. Sevincimize sevinç, coşkumuza coşku katalım. Şair gönlü bu, durur mu? Bir anda kendimizi dost meclisinde bulduk.

IX. yüzyıldan bir Uygurlu şair, bilginin değerini anlattı:
“Bilgili kişi beline,
 Taş kuşansa cevher olur.
 Bilgisizin yanına,
 Altın konulsa taş olur.”

Bilgili kişi kim? Öğretmen değil mi? “Evet, ama sadece bilgili olmak yeter mi?” dedi, Mehmet Akif Ersoy:
 “Muallimim, diyen olmak gerektir imanlı;
  Edepli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı.”

Muhsin İlyas Subaşı, şu güzel dizelerle milli şairimiz Mehmet Akif’e hak verdi:
 “Öğretmenim, sevgine kalemini banarak
  Sülüsten bir besmele yazarsın yüreğime…”

Ve ardından, öğretmenin kutlu çilesine değindi:
 “Bilirim, huzur sana yerle gök kadar ırak
  Tat olursun suyuma, aşıma, ekmeğime.”

Öğretmen şairlerden Meliha Avni Sözen, meslektaşlarını meleklere benzetti.
 “İnce bir ruhunuz var gül yaprağından ince,
  Tattığı zevkler temiz, duyduğu hazlar derin,
  Açıldıkça semaya beyaz kanatlarınız,
  Hem yükseleceksiniz, hem yükselteceksiniz.”

Zeki Ömer Defne, bir özeleştiriyle araya girdi:
 “Ben senin meselen olabildim mi?
  Sualimden ben mesulüm çocuğum.
  Ben senin mektebin olabildim mi?
  Kitabından ben mesulüm çocuğum.
  Ben senin sevabın olabildim mi?
  Günahından ben mesulüm çocuğum.”

Özeleştirinin cevabı, Özdemir Çatalbaş’tan geldi. Dizeleri öğrencinin ayrılık ve şükran duygularıyla yüklüydü:
 “O ayrılık vaktimiz hep
  Gözlerimin önünde
  Size doyamadığımı anladım öğretmenim
  Diplomamı elinizde görünce
  İlk kez bir erkek gibi içime ağladım
  Öpülesi öğretmenim
  Yanağımdan öpünce…”

Okuldaşım Ramazan Şimşek, “vefa” duygusunu öne çıkardığı dizeleriyle katıldı dost meclisine.  Olmazsa olmaz değerlerimizi; yüce kitabımız Kuran’ı, Peygamberimizi ve devletimizin kurucusu Atatürk’ü bir dörtlükte buluşturduktan sonra, sözünü, vefalı nesiller yetiştirilmesini isteyerek bağladı.
 “Olmuştu bu vatan onunla cennet
  Vefadır Ata’ya duyulan minnet
  Kuran’dan hakikat, Resulden sünnet
  Biz bu aşkla eriyorsak vefadır.
 
  Ramazan’ım sevdim vefalı dostu
  Çünkü dar günümde eylemez kasti
  Vefa donatalım gelecek nesli
  Bu sonuca varıyorsak vefadır.”

Cahit Külebi, benim de sözüm var, dedi ve köy öğretmenlerine seslendi:
 “Uzak köylerimizde kuşlar gibi
  Her sabah çocuklar size uçar
  Ama küçük, ama büyüyen, ama güleç
  Alın benim gönlümden de o kadar”

Zeki Ömer Defne’ye göre, emekli öğretmen son yolculuğuna çıkarken kulaklarında ziller çınlıyordu.
 “Sonra bir gün zil çalacak yine
  Hiç kimseler, kimsecikler duymayacak
  Ne sınıflar, ne iskeleler, ne istasyonlar, ne siz…
  Ta içimden birisi kalacak oralarda
  Ben gideceğim.”

Şair dostlarla sohbetimiz derinleştikçe sevgimiz büyüdü. O kadar ki, doruklara kanat açan gönlümde, “Mesleğim Bayrak” oldu:
 “Salınır göklerde sonsuza kadar,
  Ay’ına vurulmuş, Yıldız’ına yâr…
  Uğruna verilmiş nice canı var;
  Bayrağın beyazı, alı öğretmen.”

23.11.2017 (Ahmet Yıldırım)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

MÜDÜR MÜDÜR MÜDÜR?

Türkçenin Seheri Emre’m Yunus

NASIL BİR ÖĞRETMEN?

PERŞEMBENİN GELİŞİ…