19 Ekim 2019 Cumartesi
MÜEZZİN - 2

MÜEZZİN - 2

MEHMET KONUK/GAZİANTEP

Dedesi, ismail efendi

küçük Eyübün adeta hocası idi .

Ninesinin vefatından sonra  dedesi ,Eyüpten bir an olsun ayrılmıyor her şeyiyle ilgileniyordu.

Yine bir gün evde oturmuş çay içerken dede yine hüzünlenmiş ve şunları anlatmıştı Eyüp'e:

-Evladım :memleket çok kara günler gördü ama belkide en kötüsü Ezanın türkçe okunmasıydı.

Küçük eyüp heyacanla :

-Ezan türkçe mi okundu dedeciğim? Dedesi:

-Evet yavrum tam onsekiz sene türkçe okundu,

O güzelim "Allahu Ekber"

yerine "Tanrı uludur,Tanrı uludur" diye on sekiz sene bizlere adeta işkence ettiler.

Daha sonra Allah bize menderesi gönderdide tekrar "Allahu ekber"

seslerine kavuştuk çok şükür.

Dedesi anlatırken hep bu kısma gelince ağlardı göz yaşları yanaklarından  kar gibi sakallarına dökülürdü.

-Bir müezzin arkadaş vardı Allah rahmet etsin.

Bu ezan yasağı başlayınca,bir kaç polis gelip;

-Hoca efendi ,bundan sonra ezan türkçe okunacak eğer arapça okursan seni hapse atarız.

Demiş gitmişler,

Ezanı  türkçe okumaya başlayan müezzin buna dayanamamış her seferinde sanki bir ihanet içinde imiş gibi hissediyormuş kendini.

Tenhalarda için için ağlıyormuş.

Ellerini açmış ve dua etmiş -Ya rabbim, ben buna dayanamıyorum ezan-ı muhammediyi türkçe okuyamıyorum ya canımı al yada bu ümmete bir sahip gönder.

Demiş ve ezanı ne olursa olsun Arapça okumaya karar vermiş.

Ve bir öğle ezanını Arabça okumuştu bu ezan mahalleyi ayağa kaldırmıştı herkes ezan serbest oldu zannediyormuş.

Artık ağlayana mı bakarsın ,sevinçten "Allahu ekber"diye tekbir getirenemi bakarsın bütün mahalleli sokakta.

Muhbirler dururmu hemen karakola haber vermişler,

Karakoldan dört polis ellerinde coplarla gelip minare kapısına dayanmışlar,bereket hoca minareye çıkarken kapıyı sürgülemiş.

polisler minare kapısını kırana dek hoca da ezanı bitirmişti.

sürükleyerek götürdüler yaşlı müezzini .

Mahallelinin  ısrarına ve ricasına rağmen geri adım atmadıkları gibi ,çok müdahil olanlarıda tutuklayıp hapse atmakla tehdit ettiler.

Müezzin çok yaşlı olduğu için birkaç ay sonra serbest kaldı ama çok yaşamadı,hapis hayatı ve karakolda gördüğü kötü muameleler onu çok üzmüştü, yaşlı kalbi bu olaylara yenik düştü.

 

Ona geçmiş olsuna gidenlere ;

-Bunu bize"yunan "bile yapmadı diye hayıflanırmış.

Yaşlı hocayı mahalleli göz yaşları içinde toprağa verdi, o artık bizim gözümüzde "ezan "şehidi idi.

Eyüp hocanın bu olaylar bir filim şeridi gibi zihninde canlanmıştı.

Ezanı bitirip tekrar dikkatle tarihi basamaklardan yavaşca inerken hep bunlar vardı aklında .

 

Ve kendi kendine konuşmaya başladı ,şu tarihi caminin ,tarihi minaresinde sanki bir muhatabı varmışta ona konuşurmuşcasına:

-Dedeciğim ,dedi  bu can bu tende oldukça Bilali habeşinin başlattığı bu kutlu çağrıyı usanmadan bıkmadan nerde olursam olayım haykırmaya devam edeceğim,islamın bu şiarını bütün insanlara ulaştırmaya devam edeceğim,

Bu dualarla birlikte minarenin kapısına gelmişti.

Yine tarihi büyük kilitle gıcırdıyan anahtarı kilitledi,

içini bir huzur kaplamıştı.

 

Hazreti peygamberin

Bilale söylediği "Erihna ya Bilal" sözünü kendine söylenmiş ve kendiside o görevi ifa etmişçesine içini bir sevinç kaplamıştı.

Gayri ihtiyari ellerini semaya kaldırıp:

-Allahım beni şu müezzinlik görevini hakkıyla yapanlardan eyle,

dedem ismail efendiyede sen Rahmet eyle ,dedi ve dua için açtığı ellerini yüzüne sürdü .

Kendi  duasına"amin"deyip,

caminin içine ,sağ ayağını

atarak,"Bismillahirrahmanirrahiym" diyerek girdi.

8.01.2019 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz