10 Aralık 2019 Salı
MÜEZZİN (1.Bölüm)

MÜEZZİN (1.Bölüm)

MEHMET KONUK/GAZİANTEP

Eskiden kalma kocaman kilidi, paslı anahtara takıp "Besmele" ile iki tur çevirdi.
Tarihi kilit, gıcırtılı bir sesle açıldı.
Kapıyı açan adam; yine besmele ile minarenin ancak bir adamın eğilerek girebildiği kapısından girdi.
Sabah ezanı için minareye çıkan müezzin Eyüp hoca
Bu hareketleri her sabah tekrarlıyordu.
Minarenin dar ve yosun tutmuş , merdivenlerinden yavaş yavaş şerefeye doğru çıkmaya başladı.
Şerefeye yaklaştıkca merdivenler, dışarısının alaca karanlığından ötürü biraz aydınlanıyordu.
Şerefeye yine dar ve kemerli bir kapıdan
Giriliyordu.
Şerefeye çıkınca bütün köyü bir anda ayaklarının altında buldu.
Saatına bakıp kendi kendine sordu,
-Komşu köyün müezzini
Şerif hoca okudumu acaba?

Sonra doğu cihetine baktı ve vaktin girdiğine kanaat getirdi.
Minarenin kıble tarafına yöneldi, ellerini kulaklarına
Götürüp ,boğazını temizledi davudi bir sesle
Ezana başladı.
"Allahu ekber,Allahu ekber"
Derin bir sesizliğe gömülmüş olan köyde hoparlörden çıkan cızırtılı ses minareden karşı tepeye ,oradan da  köyün en ücra köşelerine,ağaçlarına evlerine ,harman yerine
hatta topal Hurşit'in kahvesinde bile dalga dalga yankılandı.
Uzun kavak ağaçlarından bir kaç güvercin havalandı.
Ağıllardan bir koyun meledi,
Hangi evden geldiği belli olmayan bir çocuğun ağıt sesi geldi.
Anadolunun bağrındaki bu küçük ve şirin köy mayıs ayının ortalarını yaşıyordu.
Kış bitmiş,karlar erimiş
Dereler coşmuş her yer yemyeşil olmuş.
Erik ve badem ağaçları gelinliklerini giymişti.
Müezzinin ikinci "Allahu ekber" nidasıyla
Köydeki birkaç evin ışığı yanmıştı.
Eyüp hoca ;bu müezzinlik işini severek yapıyordu.
Her minareye çıkışında dedesi İsmail  efendi geliyordu aklına.
O bembeyaz sakallı nur yüzlü ihtiyar bir türlü aklından çıkmıyordu.
Dedesi ona peygamberi ve onun müezzini  Bilal-i habeşiyi
anlatırken kendinden geçer ,olayları kendi yaşıyormuş gibi anlatırdı,
heyecanlanır ellerini kaldırır ve şöyle derdi.
-Hz Muhammet efendimiz bilale dediki "Erihna ya bilal"
yani ;rahatlat bizi ey bilal.
İşte dedesinin heyacanla söylediği bu sözler hiç aklından çıkmıyordu
Çocukluğunda dedesi ismail efendi ona ilk müezzin ,Bilali habeşiyi ve onun hayatını ,zenci bir köle oluşunu, Ebubekirin onu satın alıp azad edişini
müslüman oluşunu çektiği
İşkenceleri ,efendisinin ona yaptığı eziyetleri öyle detaylı ve heyacanlı anlatırdı ki; bu tatlı ve hikayemsi anlatım küçük Eyübün hafızasına silinmemek üzere mermere çelik kalemle kazılmış gibi kazınmıştı adeta.
Ta o zaman küçücükken kararını vermişti,
Büyüyünce müezzin olacaktı.
Tıpkı Bilali habeşi gibi islam dininin şiarı olan ezanı günde beş kerre okuyup aleme duyuracaktı.
Bu kararını geciktirmeden kendi mahalle camisinde uygulamaya koymuştu bile.
Dedesi ismail efendinin teşviki ile daha ilk okulda okurken aynı zamanda mahalle imamı mehmet hocadan kuran dersleri alıyor ve hocasından öğrendiği ezanı bazı vakitler mahalle camiisinin minaresine çıkarak hoparlörle okuyordu.
Gittikçe sesini ve okuyuşunu düzeltiyordu,
Bu arada dedesinin kaset çalarından mısırlı hafızların ve güzel ezan okuyan mısırlı okuyucularıda dinliyor onları başarılı bir biçimde taklit ediyordu bu okumalara kendi yorumunuda ekliyordu.
Adı mahallede 'küçük müezzin' olarak anılıyordu.
Hatta okulda bile şöhreti onu yanlız bırakmıyordu.
Din dersinde öğretmenleri Oya hanım ,ezan' ı kim okuyacak dediğinde sınıfta bütün arkadaşları onu gösteriyordu.
Evet ;küçük Eyüp sınıfta  yanık sesiyle okuduğu güzel ezanla öğretmenini ve arkadaşlarını manevi bir yolculuğa çıkarıyordu adeta.
Yıllar birbirini kovaladı ve
Eyüp ,imam hatipi bitirdi ve imam oldu.
İlk tayini bu şirin anadolu köyüne çıkmıştı .
Aksakallı dedesinin anlattığı ,Peygamberimizin Bilale söylediği "Erihna ya bilal "sözünü  Eyüp hoca hiç unutmadı.
"Erihna ya bilal"Sözünü sanki "Erihna ya eyüp"Olarak algılıyordu.
Gerçekten de ezanı okuyunca rahatlıyor onu manevi bir huzur sarıyordu adeta.
O tek olmadığını biliyordu dünyanın muhtelif bölgelerinde ve zamanın her anında binlerce minareden binlerce müezzin ilahi daveti tekrarlıyordu.
Afrikadaki derme çatma caminin minaresindeki siyah tenli zayıf bedenli müslümanda, Asya bozkırlarındaki çekik gözlü müezzini de, Avrupadaki kiliseden dönme caminin sarışın imamı ve Amerikadaki caminin kızıl derili müezzinide;
"Allah büyüktür,Allah büyüktür.
Şahitlik ederimki Allahtan başka ilah yoktur.
Yine şahitlik ederimki Muhammet onun kulu ve
peygamberidir.
Haydin namaza
Haydin kurtuluşa
Allah büyüktür
Allahtan başka ilah yoktur"
ilahi nidasını bıkmadan usanmadan beş vakit insanlara ulaştırıyordu.
Dedesi ismail efendi derdi ki;oğlum bu ezanı muhammediye yeryüzünde saat farkından dolayı hiç susmazmış her dakika her saniye okunur bir müezzin bitirir obürü başlarmış"derdi.
10.12.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz