19 Mayıs 2022 Perşembe
MAHKUM

MAHKUM

MEHMET KONUK/GAZİANTEP

Öyle derin bir düşünceye dalmıştı ki
Bu dalginliktan hanımının,
-Bey bizim oğlanın adını çağırıyorlar;
Sözleriyle uyanabildi.
Kolay mi? Sabah namazını kılıp yola çıkmışlardı.
Sağ olsun komşunun oğlu mesut getirmisti kendilerini.

-Mehmet amca ben işe giderken o yoldan gidiyorum sizi bırakırım, demişti.
Yasinin düştüğü  bu hale Mesut ta çok üzülüyordu nede olsa aynı mahallede büyüyüp aynı okulda okumuslardi.
Ceza evinin önü tam bir curcuna idi
Erkenden gelen insanlar sıraya girmiş kayıt olmayı bekliyorlardı.
Ellerinde torbalar , poşetler vardı
Kimi bayanlar küçük çocukları kucaklar ına almışlar kimisi ise ellerinden tutmuşlardı.
Yaşlı ,genç yüzlerce ınsan cezaevindeki yakınını görmek için
Buraya gelmişlerdi.
Kayıt' tan sonra içeri girilmiş,
Bir sürü uzun koridordan geçilmiş,
Yine bir sürü demir parmaklı kapı
Ürkütücü bir sesle açılmış ve kapanmıştı.

Aman yarabbi ;nasıl yerlerdi buralar,?
insan nasıl yaşar böyle yerlerde.
Nedense her yer karanlık ve ürkütücü,
Her kes bir tuhaftı burada.

İlk kez geliyorlardı cezaevine.
Bir ay kadar olmuştu oğlu Yasinin
Ceza evine düşeli.
Uzun koridorda yürürken geçmişi canlandı gözlerinde .

Ne kadar sevinmişti oğlu doğduğunda
İsmini yasin koymuştu
Hep hoşuna giderdi yasin ismi.
Sonra büyüyüp okula başladı yasin .
Aynı zamanda mahalle camii imamındanda kuran dersleri alıyordu
Çok zeki idi tez zamanda kurana geçmişti.
Ona aldığı yeşil renkli Kur'an-ı Kerim'in paketini açıp,
-Teşekkür ederim baba tam istediğim gibi yeşilmiş deyişi.

Gülen gözleri, halen zihninde canlanıyordu.
Ve sonra; Maalesef oğlu büyüdükçe elinden kayıp gidiyordu.
Ne nasihat nede azarlama fayda vermiyordu.

Oğlu Yasin okulu aksatıyor eve geç saatte geliyor, ne olduğu belli olmayan kişilerle dolaşıyordu.
Çaresizce kendini sorguluyordu,
Nerde hata yaptık? Diyerek


Her çareyi deniyor, bu işi bilenlerden akıl danışıyordu ama nafile hiç bir tedbir oğlunun serkeşliğine çare olmuyordu.
Bazı geceler sabahlara kadar hanımıyla uyumayıp, namaz kılıp dua ederek oğullarını bekliyorlardı.
Ve sonunda yasin okulu da bıraktı.
Çalışmak için bir kaç işyerine girdi çıktı.
Hiç birinde dikiş tutturamıyordu.

Ve sonunda olan oldu.
Yasin bir gün evden çıkmış bir daha dönmemişti.
Annesi iki gözü iki çeşme ağlıyor, çalınan her kapıda her telefonda bir haber geldi diye heycanlanıyordu.
Polise kayıp ihbarı yapılmıştı ama aylardan beri haber alınamamıştı.

Eş dost, komşular hepsi ayrı ayrı tahminler yürütüyor, en kötü senaryoları yazıyorlardı,
Sevenler üzülüyor düşmanlar ise gizliden 'oh olsun' diyorlardı.

Kimisi mafyaya karıştı diyor, kimisi uyuşturucu ticaretine bulaştırıyor,
Bir başkası ise filan semtte kapkaç yapıyormuş diyordu.

Bunlar yüze söylenmeyen mahalle dedikodularıydı.
Bir gün sabaha karşı zilleri çaldı
Zaten aylardır doğru dürüst uyuyamıyan anne baba  kapıyı heyecanla açınca kapıda polis arabası ve bir polisle karşılaştılar.

Polis merkezine gidince olayı anladılar.
Çok şükür Yasin sağ idi.
Tutuklanmıştı, denildiğinde göre metruk bir evde arkadaşlarıyla  uyuşturucu kullanmışlar ve aralarında nedeni belli olmayan bir kavga olmuş bu kavgada bir arkadaşı bıçakla ağır yaralanmıştı.

İşte bu olaydan dolayı Yasin bir müddetten beridir hapishanede idi.

Adamı bu düşüncelerden koridorun sonundaki masada oturan memurun;
-Amca kimi ziyaret edeceksiniz?
Sorusu kurtardı.
Elindeki ziyatetci kagıdını uzatıp;
-Yasin Mertoğlunu dedi ve ilave etti.
-Babası ve annesiyiz işte kimliklerimiz.

Memur önce ziyaretci kagıdına sonra kimliklere baktı, başını kaldırıp adamın yüzüne bakarak eliyle işaret etti .
- Soldaki oda beşinci masa.

Genişçe bir salondu burası.
Salonun muhtelif yerlerinde aralıklı biçimde on kadar masa vardı.

--DEVAMI GELECEK --

2.04.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz